Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 18 Mar 2010
Depreme karşı güçlendirilmesi kararı alınan 50 yıllık okul binasında eğitim devam ediyor.
Haiti, Şili ve Elazığ depremlerinden sonra korkuları artan veliler, yapıldığı günden beri hiç tamirat görmediğini belirttikleri okulun bir an önce yıkılmasını ve yerine yenisinin yapılmasını istiyor. Bir öğrenci velisinin okul içinde çektiği görüntüler ise binanın içler acısı durumunu gözler önüne seriyor. Küçükçekmece’de yaklaşık bin öğrencinin eğitim gördüğü Yeşilyuva İlköğretim Okulu için yıkım kararı alındı. Velilerin verdiği bilgiye göre 50 yıl önce inşa edilen okulun yıkılması beklenirken eğitime açıldı. Eski mimariye göre inşa edilen okula yıllardır bir çivi çakılmamış. Bir öğrenci velisinin çektiği görüntülere göre; tahta suntalarla bölünen sınıfların ön cephelerini kaplayan pencerelerin ahşap çerçeveleri çürümüş. Okulda görev yapan öğretmenler ve sınıflardaki öğrenciler, pencerelerin her an üzerlerine devrileceği korkusu ile ders yapıyor. Okulun çatısına konulan depoların su kaçırması nedeniyle sınıfların tavanları rutubet içinde. Öğrencilerin kullandığı tuvaletlerin kapıları ise yıllar önce takılmış. Kapıların birçoğu kapanmıyor. Tahtalarla bölünen sınıflarda ayrı ayrı ders yapan öğretmenlerin sesleri birbirine karışıyor. Dışarıdan da adeta terk edilmiş bir binayı andıran okulun duvarlarında kolon demirleri görünüyor. Okul binasının fiziki şartları ile ilgili tepkilerini dile getiren öğrenci velileri, yıkım kararı verilen okulda eğitim gören çocukları için endişe duyduklarını belirtti. Elazığ depreminden sonra korkularının iyice arttığını ifade eden veliler, “Okul için geçen yıkım kararı verilmiş. Bizler okulun yıkılmasını beklerken yeniden eğitime açıldı. Çocuklarımızı korku içinde okula gönderiyoruz. Okul idarecileri ve öğretmenler ellerinden geleni yapıyor. Ancak yetkililer arasındaki yazışmalar ve bürokratik engeller nedeniyle okulun yıkımının geciktiği belirtiliyor.” diye konuştu. 3 bloktan oluşan okulun B ve C blokları için çıkartılan yıkım kararının bir an önce uygulanmasını isteyen veliler ve öğrenciler, yeni bir binada eğitim görmek istediklerini belirtti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri de, Yeşilyuva İlköğretim Okulu A bloğunun İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında güçlendirildiğini, diğer iki bloğun ise güçlendirme kapsamına alındığını söyledi. Müdürlük yetkilileri, “Ancak Küçükçekmece Belediyesi ve Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, bize, ‘güçlendirme yerine biz bir bağışçı bulalım, iki bloğu yıkıp yerine yenisini yaptırtalım’ diye teklifte bulundu. Biz de bu iki bloğu proje kapsamından çıkardık. Proje kapsamından çıkartılmasaydı önümüzdeki Haziran ayında güçlendirme çalışmalarını yapacaktık. Okul, belediyenin katkılarıyla yeniden yapılmayı bekliyor.” dedi.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 18 Mar 2010
Akademisyenler üniversitedeki antidemokratik ortamdan ve farklı fikirlere tahammülsüzlükten yakınıyor.
Memur Sen Konfederasyonu bünyesinde faaliyet gösteren Eğitim Bir Sen, üniversitede görev yapan 300 akademisyenle yüz yüze görüşme yaparak karşılaştıkları sorunları tespit etti. Yedi üniversitede görev yapan 300′ü aşkın öğretim üyesi en çok ‘üniversitelerin antidemokratik ortamından ve farklı fikirlere tahammülsüzlükten’ yakındı. Akademisyenler üniversitelerdeki sorunları şöyle sıraladı: “Fikirlerin özgürce dile getirilememesi, sendikalaşma oranının yüzde 17′lerde kalması, baskılardan dolayı akademisyenlerin siyasi görüşlerini açıklayamaması, rektörlerin büyük çoğunluğunun tıp fakültelerinden seçilmesi.” ‘Eğitim-Öğretim-Bilim Hizmet Kolu Çalışanları, Sorunları ve Çözüm Önerileri Şûrası’ kapsamında İzmir, Uşak, Manisa, Aydın, Muğla ve Denizli illerinde yapılan çalışmada oluşturulan komisyon, yaklaşık 15 günde 300′ü aşkın akademisyenle tek tek görüştü. Sıkıntıları yerinde dinleyen komisyon üyeleri, sonuçta bir rapor hazırladı. Ankara’daki genel şûrada aktarılan bilgiler, önümüzdeki günlerde kitap haline getirilecek. Rapor hakkında bilgi veren Memur Sen İzmir İl Başkanı Abdurrahim Şenocak, şunları dile getirdi: “Raporlarda göze çarpan en önemli unsur, üniversitelerin antidemokratik yönetilmesi oldu. Bilgi üretmesi gereken merkezler maalesef bu işlevi yerine getiremiyor, çünkü farklı görüş ortaya çıktığında hemen kafası eziliyor. Mevcut düzeni savunan, yardakçılık yapan ve alkışlayanlar el üstünde tutuluyor.” Bunun en somut delilinin, bütün sendikaların toplamının üniversitelerde yüzde 17 üyesi bulunması olduğunu vurgulayan Şenocak, Milli Eğitim okullarında ise aynı şartlarda yüzde 55 oranında sendikalı öğretmen bulunduğunu kaydetti. Bu durumu üniversitelerdeki baskıya bağlayan Abdurrahim Şenocak, üniversitelerde yapı hakkında şu yorumlarda bulundu: “Bu, üniversitelerin ayıbıdır. Bu durum, üniversitelerde demokratikleşme ikliminin çok uygun olmadığını gösteriyor. İnsanlar renksiz görünme çabası içinde. ‘Bizi burada böyle tanırlarsa ileride sıkıntı yaşarız.’ diyorlar. Üniversite yönetimi hakkında bir açıklama yaptıkları takdirde, anında ceza alıyorlar. Halbuki sivil toplum olmadan demokrasi olmaz, demokrasi olmadan da ülkemiz gelişemez. Bunun en güçlü olarak yankılanacağı yerlerin üniversiteler olması gerekirken karşımıza yasakları savunan bir portre çıkıyor.” Özgür bir üniversite ortamı isteyen öğretim üyeleri beklentilerini şöyle sıralıyor: -TUS benzeri sınavlarla geleceğin bilimadamları seçilmeli -YÖK’ten bağımsız özerk üniversiteler kurulmalıdır -Araştırma görevlisi unvanı kaldırılmalı, bunun yerine proje asistanlığı getirilmeli -Her beyinde bir fırtına var, bunun önü açılmalı. -Hiyerarşi yapısı esnetilmeli, demokratik bir yapı oluşturulmalı -Öğrenci birliklerine önem verilmeli, fikirleri hürce ifade edilmelidir -Örgütlenme hakkı, basıklara maruz bırakılmamalı. -Kongre ve Sempozyumlara katılımlarda üniversite mali destek sağlamalıdır. -Bizi engelleyen değil, destek veren yöneticilere ihtiyaç var. -Üniversite senato ve yönetim kurullarının yapısı değiştirilmeli.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 18 Mar 2010
İstanbul Lisesi öğrencilere genç yaşta sinema sevgisi kazandırmak amacıyla kısa film yarışması düzenliyor.
Öğrencilere genç yaştan itibaren sinema sevgisi kazandırarak Türk sinemasının geleceğine katkıda bulunmayı amaçlayan İstanbul Lisesi Sinema Kulübü düzenlediği yarışmayla genç yönetmen adaylarına fırsatlar sunuyor. Geçen yıl Türkiye’nin dörtbir yanından gelen 114 kısa filme ev sahipliği yapan yarışmaya katılmak isteyenler için son başvuru tarihi 10 Mayıs olacak. Katılımcıların doldurulmuş ön başvuru formunu, eserin 4 DVD kopyasını, filmle ilgili en az 2 siyah-beyaz veya renkli fotoğrafı (filmin afişi veya filmden kare) ve filmin özetini bir CD içerisinde öğrenci belgelerini de ekleyerek İstanbul Lisesi Sinema Kulübü adresine ulaştırmaları gerekiyor. Yarışma jürisinde yönetmenler Selim Demirdelen ve yönetmen Yeşim Tabak, senaryo yazarı ve yönetmen Ümit Ünal, İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Genel Müdürü Kemal Kafadar, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ceyhan Kandemir, sinema eleştirmeni ve yazar Yekta Kopan, sinema eleştirmeni ve yazar Ceylan Özçelik, oyuncu Bennu Yıldırımlar, oyuncular Erkan Can, Ruhi Sarı, Güven Kıraç ve Pelin Batu ile CNBC-E Dergisi sinema editörü Süha Kalkıvik yer alıyor. Yarışmada birinciye kamera, ikinciye dijital fotoğraf makinesi, üçüncüye IPOD ve mansiyon olarak DivX DVD oynatıcı verilecek. Yarışma sonuçları, genç sinemacı öğrencilerin ustalar ile bir araya geleceği ve ödüllerin sahiplerini bulacağı Haziran ayında yapılacak festival gecesiyle son bulacak. Yarışma süreci, katılım şartları, ön başvuru ve iletişim için tüm bilgi ve gelişmelere İstanbul Lisesi Sinema Kulübü’nün “www.ielsinema.com” adresli internet sitesinden ulaşılabilecek.
