'Eğitim' kategorisi için arşiv
Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 02 Ara 2009
Ahi Evran ve Amasya üniversitelerinden akademisyenlerin, lise öğrencileri arasında yaptığı araştırmada ortaya ilginç sonuçlar çıktı.
Kırıkkale, Ahi Evran ve Amasya üniversitelerinden akademisyenlerin, lise öğrencileri arasında yaptığı araştırmada ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Buna göre,
- Bilgisayarda dövüş ve savaş oyunu oynayan gençler, kendilerini sınıftaki diğer öğrencilere göre daha çok tehdit altında hissediyor. Strateji ve yarış oyunlarında ise herhangi bir fark yok.
- Dövüş ve savaş oyunlarını seven gençler, ’sürekli rekabet’, ‘arkayı kollama’, ‘tetikte olma’, ‘zararlı hareket bekleme’ gibi davranışları, gerçek hayata taşıylabiliyor.
- Öğrencilerin yarıya yakını oyun bittikten sonra 1-2 saat yine oyun oynuyormuş gibi hissediyor. Bazen savaş oyunları rüyalara da giriyor.
Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Milli Eğitim Bakanlığı, gelecek yıl 15 ilde başlatacağı pilot uygulama ile seçilen illerde eğitim yaşını 5′e çekecek ve okul öncesi eğitimi zorunlu kılacak. MEB, 2013 yılına kadar uygulamayı Türkiye çapına yayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), gelecek yıl 15 ilde başlatacağı pilot uygulama ile seçilen illerde eğitim yaşını 5’e çekecek ve okul öncesi eğitimi zorunlu kılacak. MEB, 2013 yılına kadar uygulamayı Türkiye çapına yayacak.
MEB Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü, hazırladığı yasa taslağı neticesinde okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilecek. Ocak ayı başında onaylanması beklenen tasarı sonrasında, pilot olarak seçilen 15 ilde zorunlu eğitim yaşı 5’e çekilecek. Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü Remzi İnanlı, 5 yıllık kalkınma planı çerçevesinde MEB’in 5 yaşındaki çocukların tamamının okul öncesi eğitime başlamasını hedeflediğini ve bu bağlamda bu tasarının hazırlandığını açıklarken, “Zoru başardık ve okul öncesi eğitimin konuşulmadığı zamanlardan bu zamana geldik” dedi.
5 yaşındaki çocukların yarıya yakını okullu
İnanlı, zorunlu eğitimin 2013 yılına kadar ‘hatasız’ olarak geçişini sağlamak amacıyla 15 ilin pilot bölge olarak seçileceğini anlattı, Okul öncesi dönemde özellikle ‘5 yaş’ın önemli olduğunu söyleyen İnanlı, 2008 sonu itibariyle 5 yaşındaki çocukların yüzde 47’sinin okul öncesi eğitimde yer alacağını anlattı. İnanlı, tüm okul öncesi okulları da tek bir elde topladıklarını kaydederken, “Artık yaygınlaştırma kaygımızdan çok kaliteyi artırma kaygımız var. Zaten öğretmen kalitemiz ve araç gereç konusundaki durumumuz ile Avrupa Birliği standartlarını da yakaladık” diye konuştu.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Yeni yılın en anlamlı hediye kampanyası Zambak Yayınları’ndan geldi. Yılın 365 günü öğretmen ve öğrencilere kitap dağıtılacak. Bunun için Zambak Yayınları’nın web sitesine girip kampanyaya katılmak yeterli. Eğitim yayıncılığının öncüsü Zambak Yayınları Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptığı eğitim kampanyasının ardından yeni yıla da oldukça anlamlı bir kampanyayla giriyor. Öğretmen, öğrenci ve velilere yılın 365 günü hediye dağıtılacak.
Kampanyaya katılmak için Zambak Yayınları’nın www.zambak.com veya www.zambak.com.tr web adreslerine girip form doldurmak yeterli olacak. Eğitime hediyeli destek sloganıyla duyurulan kampanyaya bir kere katılan öğretmen öğrenci veya veli, yılsonuna kadar her gün yapılacak çekilişlerde şansı devam edecek. Hediyelerin piyasa değeri ise 100 YTL. Hediyeyi kazanan talihliler her gün saat 12′ye kadar yine Zambak Yayınları’nın internet adreslerinden ilan edilecek.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Uzmanlar sürekli bilgisayar başında çalışanların sağlıklarını korumak için bazı kurallara uymaları gerektiğine dikkat çekiyor. Gün boyunca bilgisayarda çalışanlara sık sık mola vermeleri, zaman zaman duruş biçimlerini değiştirmeleri uyarısında bulunuyor. İşte bilgisayarda çalışırken unutmamamız gerekenler:
-Gün boyunca aynı işi ve hareketleri yapacak biçimde çalışmayın.
-Her 30 dakikada bir 10-30 saniyelik aralar verin. Her 2 saatte bir monitörden 5 dakikalığına ayrılın. Ara verdiğinizde yerinizden kalkarak yürüyün.
-Mümkün olduğunca tuşlama sayısını düşürün. (Kısa yolları kullanın)
-Çalışma alanınızı uygun duruşta çalışabilecek biçimde düzenleyin.
-Zaman zaman duruş biçiminizi değiştirin.
-Sandalye alırken kol, bel ve sırt desteği olmasına; beş tekerlekli olmasına vekolay ayarlanabilmesine dikkat edin.
-Gerektiğinde kol, el bileği, el ayası destekleri kullanın.
-Destekler keskin kenarlı ve sert değil; yuvarlak kenarlı ve yumuşak olmalıdır.
-Herhangi bir kas ya da ekleminiz ağrıdığında bunların çalışma biçiminizle ilgili olup olmadığını araştırın.
-Otururken belinizin içbükey kıvrımının düzleşmemesine ya da kaybolmamasına dikkat edin.
-Boynunuzu düz veya hafif öne eğik tutun. Boyun ve omuzlar gevşek, rahat olmalıdır. Kollar serbest biçimde sarkmalıdır.
-Otururken gövde ve bacak arası açı 90 ‘den, baldır ve bacak arası açı 60 ‘den büyük olmalıdır.
-Otururken veya ayakta dengeli duruş biçimini koruyun.
-Klavyeyle çalışırken kolların zemine kabaca paralel olmasını sağlayın. El bileklerini düz tutun.
-Aşağı, yukarı veya sağa sola bükülmüş durumda çalışmayın.
-Yazma aralarında kollarınızı kol desteği üzerinde dinlendirin.
-Sandalyenizi yana çevirdiğinizde klavyenin yüksekliği dirseğiniz hizasında olmalıdır.
-Her iki ayak yere veya ayak desteğine tam basıyor olmalıdır.
-Ağırlığın bütünüyle dağılmış olmasını sağlayın, sandalye ve sırt desteğine tam olarak oturun.
-Hafif geriye doğru eğimli ve bacaklar birbiriyle paralel olacak şekilde oturun.
-Diz ve bacaklarınız çalışma masasının altına rahat girebilmelidir.
-Eğer öne doğru oturuyorsanız, gövde ve bacaklar arası açı 90 ‘den büyük olmalıdır.
-Monitör, kaynak belge gibi sık bakılan nesneler görüş çizgisinde veya daha aşağıda olmalıdır.
-Ekran ve belgeler gözden eşit uzaklıkta olmalıdır.
-Ara sıra ufka ya da uzaktaki nesnelere bakarak gözlerinizi dinlendirin.
-Rahat bir görme için ellerinizi yumruk yaparak monitöre uzatın, monitör bu uzaklıkta olmalıdır.
-Yılda bir kez gözlerinizi muayene ettirin.
-Monitör kapalıyken elbisenizin monitöre yansımasına bakarak parlama olup olmadığını kontrol edin. Parlama kaynağını ortadan kaldırın veya monitörün yerini değiştirin.
-Çalışmaya başlamadan önce ve çalışırken ara sıra gerinin.-Düzenli egzersizi alışkanlık haline getirin.
-Çevresel stres kaynaklarını (sıcaklık, ışık, gürültü gibi) azaltın.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Öğrenme Stilleri Modeli’nin mucidi Prof. Dr. Rita Dunn’a göre kolay öğrenmeleri için çocuklara düşünme biçimlerine göre farklı teknikler uygulamak gerekiyor..
Çocuğunuz nasıl öğreniyor? Müzik dinleyerek ders çalışması sizi rahatsız ediyor mu? Ya da masasının üzerine yığılmış, dağınık kitaplar varken çalıştığını gördüğünüzde içinizden “Böyle ders mi çalışılır?” cümlesini geçirdiğiniz oluyor mu? Ödevlerini yaparken bir şeyler atıştırmak istiyor mu? Derslerini masa yerine koltuğa ya da yatakta uzanarak yapmayı mı tercih ediyor? Öğretmeni size dikkatinin dağınık olduğundan, sınıfta çok konuştuğundan şikayet ediyor mu? Kız ve erkek çocuğunuz arasında öğrenme farklığını gözlemliyor musunuz? Tüm bunlar ailelerin cevaplarını merak ettiği sorular. Oysa öğrenme stili üzerinde çalışan uzmanlara göre, her çocuğun ayrı bir öğrenme biçimi bulunuyor. Önemli olan çocuğun nasıl öğrendiğini belirlemek ve yeni bilgiyi onun öğrenme stiline göre öğretmek. Dünyada en çok araştırılan ve uygulanan Dunn&Dunn Öğrenme Stilleri Modeli’nin mimarı ve yaşamının 40 yılını bu konuyla ilgili çalışmalara ayıran 79 yaşındaki St. John’s Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rita Dunn öğrenme stillerini ve çocukların nasıl daha iyi öğrenebileceklerini anlattı ve ailelere uygulayabilecekleri ipuçları verdi.
Öğrenme stilleri” kavramı ilk kez 1960′lı yıllarda ABD’de tartışılmaya başlandı. Bu kavramı ortaya ilk atan da Prof. Dr. Rita Dunn oldu. Amacı her insanın farklı biçimde öğrendiğini ortaya koymaktı. Türkiye’ye Bilfen Okulları’nda bu sistemi kurmak için gelen Prof. Dr. Rita Dunn’a göre, “Çocuklar öğrenme konusunda engelli değiller, bizler onlara öğretme konusunda engelliyiz.” 1990′lı yılların başından itibaren öğrenme stilleri değişik ülkelerde okullarda uygulanmaya başlandı. Burada amaç her öğrencinin öğrenme stilini belirlemek ve ona göre öğretmek oldu. Dunn’a göre öğrenme stilleri, “uyarıcılar” adı verilen çevresel, duygusal, sosyolojik, fizyolojik ve psikolojik olmak üzere beş etkene ayrılıyor. Bu etkenler de öğrenmeyi etkileyen en önemli faktörler.
DÜŞÜNME BİÇİMİ ÖNEMLİ
Öğrenme stillerine göre, öğrenciler sağ ve sol beyinlerindeki baskınlığa bağlı olarak bilgiyi işleme ve düşünme biçimleri açısından, analitik ve global (bütünsel) diye psikolojik açıdan ikiye ayrılıyorlar. Öğrenme stilleri ile ilgili 18 ülkede araştırma yapan Dunn’un sonuçlarına göre, öğrencilerin yüzde 85′i global. Ancak öğretmenlerin yüzde 65′i analitik. Öğretmenlerin çoğu analitik olduğu için analitik öğrenen çocuklar, bu durumda çok şanslı. Öğrenmede kötü sonuçlar çıkmasının nedenlerinden biri de öğrenciler global olmasına rağmen, öğretmenlerin analitik olması. Globaller kendi hayatlarındaki önemini anlayana kadar konuya konsantre olmakta zorlanırken, analitikler kelime ve sayılara önem veriyor, detayları inceliyor. Bu nedenle de öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerin öğrenme stillerini bilmeleri ve buna göre derse devam etmeleri gerekiyor.

Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Anne-baba zaman zaman çocuğu ile birlikte ödev yapmalı, ona ‘ödevine yardım edebilir miyim?’, ‘yeni şeyler öğrendiğini hissediyor musun?’ gibi sorular sormalıdır.
Anne ve baba tarafından çocuğa sürekli verilen komutların ders çalışmasını sağlamadığı gibi başarısızlığa ittiği bildirildi.
Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Şenay Yapıcı, ‘ders çalış’ baskısının çocuğu dersten soğutabileceğini söyledi. Ders çalışmaya zorlanan çocuğun başarısız olabileceğini dile getiren Yapıcı, çocuğun ders çalışması için evde elverişli şartların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Anne ve babanın çocuğunu anlamaya çalışması gerektiğini ifade eden Yapıcı, ailesinden ilgi gören çocuğun daha başarılı ve mutlu olduğunu belirtti.
Anne babanın çocuğa örnek ve yardımcı olmasının önemine işaret eden Yapıcı şöyle konuştu:”Eğer anne-baba kitap, gazete okumuyorsa, televizyon başında saatlerce kalıyorsa, çocuğun okul yaşantıları ile ilişkisi, ‘ödevin var mı?’, ‘ödevini bitirdin mi?’, ‘dersine çalıştın mı?’ gibi sorulardan ibaret ise bu anne-baba, çocuğunun sadece akademik başarısına önem veriyordur. Oysa anne-baba zaman zaman çocuğu ile birlikte ödev yapmalı, ona ‘ödevine yardım edebilir miyim?’, ‘yeni şeyler öğrendiğini hissediyor musun?’ gibi sorular sormalıdır. Sürekli aynı soğuk ve sevimsiz ‘yap, git, çalış, uyu, kalk’ gibi emir cümleleri hem çocuğa anne-baba nazarında sevilmediği, değersiz olduğu duygusunu kazandırır hem de zamanla duyarsızlığa yol açar. Bu olumsuzluklar çocukta okula karşı isteksizliğe ve anne-baba ile iletişimsizliğe neden olur. Ders çalışmaya zorlanan her çocuk akademik açıdan belirli bir performans gösterir ama başarı sadece akademik değildir. Sosyal ve kendini gerçekleştirme başarısı da düşünülmelidir. Bu ihmal edilirse, okul sonrası hayatında insan ilişkilerinde, meslek hayatında mutsuzluk ve tükenmişlik ortaya çıkabilir.”
Ödev yapmıyor! diye şikâyet eden anne babaların da bitirmesi gereken ödevler var!
Birçok aile için ortak nokta çocukların ev ödevlerine karşı gösterdikleri dirençtir. Aileler suçu genelde çocukta bulur. Ama başarılı bir eğitim hayatı için anne-babaların da yapması gereken ev ödevleri olduğunu hiç düşündünüz mü?
Eğitim hayatının vazgeçilmez ögesi olan “ev ödevi” birçok öğrenci için kâbus niteliğinde olabiliyor. Okula ve derslere ısınamamış, sorumluluğunun farkında olamayan çocuklar ödevlerini aksatıp, ders çalışma tempolarını düşürebiliyor. Ancak buna karşılık anne ve babalar bu sorunu aşabilmek için pedagojiyle bağdaşmayan çeşitli yöntemlere başvurabiliyor. Ev ödevleri çocuklara öz disiplini, sorumluluk duygusunu, ders çalışma alışkanlığını kazandırmak ve öğrendiklerini pekiştirmek amacıyla veriliyor. Ev ödevleri, öğrenci ile anne ve babası arasında iletişime sebep olan bir metottur. Eve getirilen her ödev bir sürü soru, kargaşa ve olumsuz duyguyu da beraberinde getirebilir ve bunlar sizinle çocuğunuz arasında problem çıkmasına neden olabilir. Çocuklara, sınıfta eğitim ve öğretim adına öğretilenler kuramsal olarak kazanım sağlasa da evde bunların uygulamaya geçilmesi ve alışkanlık haline gelmesi adına anne ve babaya da görevler düşmektedir.
Anne-babalar düzenli aralıklarla öğretmenler ile görüşerek, ev ödevleri hakkındaki tutum ve beklentilerinin nasıl olması gerektiğini, çocuklarına ev ödevlerinde nasıl yardımcı olacaklarını öğrenmeli.
Çocuğunuzun ders çalışmasına veya ev ödevini yapmamasına sebep olabilecek olumsuz ortamların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Çocuğunuzun rahat çalışabileceği bir odası ve odasında dikkatini dağıtmayacak bir ortamın sağlanması, çalışması için gerekli araç-gerecinin olması, odanın ısısının ve aydınlatmasının yeterli olması ödevlerini yapılmasını kolaylaştıracaktır. Çocuğunuzun ders çalışmasına ve ödev yapmasına engel olabilecek televizyon, internet, müzik, arkadaş grubu, telefon vb. etmenler çalışmaya ve ödevlerin yapmasına engel olabilir. Ama çocuğun sosyal gelişimi adına faydalı olsa da bunlara ayıracağı zaman çocukla birlikte planlanmalı ama tamamen ortadan kaldırılmamalı.
Eğer çocuğunuzun bir odası yoksa, evin bir yerinin ders çalışma köşesi olarak oluşturulması ve bu yerinin sabitleştirilmesi çocuğunuza sunulabilecek alternatif olarak değerlendirilebilir. Çocuğunuzla dersini çalışması ve ödevini yapması adına zamanının planlaması yapılmalı ve televizyon seyretmeye, internet, arkadaş gruplarıyla olmaya ve benzer sosyal faaliyetler de hazırlanan bu planlamanın içinde yer almalı.
Anne ve babaların aşırı derecede denetleyici, baskıcı, sürekli uyarıcı ve cezalandırıcı oluşu çocukların ödevlerden hoşlanmamasına sebep olur. Yardım istediği anda çocuğunuzun yanında olduğunuzu hissettirmeniz ödev yapma ve ders çalışma ile ilgili oluşabilecek birçok problemleri ilk baştan çözecektir. Ayrıca çocuğun ödevini bitirince takdir edilmesi öz güven ve öz disiplininin gelişmesini sağlayacaktır.


Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Anne-baba zaman zaman çocuğu ile birlikte ödev yapmalı, ona ‘ödevine yardım edebilir miyim?’, ‘yeni şeyler öğrendiğini hissediyor musun?’ gibi sorular sormalıdır.
Anne ve baba tarafından çocuğa sürekli verilen komutların ders çalışmasını sağlamadığı gibi başarısızlığa ittiği bildirildi.
Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Şenay Yapıcı, ‘ders çalış’ baskısının çocuğu dersten soğutabileceğini söyledi. Ders çalışmaya zorlanan çocuğun başarısız olabileceğini dile getiren Yapıcı, çocuğun ders çalışması için evde elverişli şartların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Anne ve babanın çocuğunu anlamaya çalışması gerektiğini ifade eden Yapıcı, ailesinden ilgi gören çocuğun daha başarılı ve mutlu olduğunu belirtti.
Anne babanın çocuğa örnek ve yardımcı olmasının önemine işaret eden Yapıcı şöyle konuştu:”Eğer anne-baba kitap, gazete okumuyorsa, televizyon başında saatlerce kalıyorsa, çocuğun okul yaşantıları ile ilişkisi, ‘ödevin var mı?’, ‘ödevini bitirdin mi?’, ‘dersine çalıştın mı?’ gibi sorulardan ibaret ise bu anne-baba, çocuğunun sadece akademik başarısına önem veriyordur. Oysa anne-baba zaman zaman çocuğu ile birlikte ödev yapmalı, ona ‘ödevine yardım edebilir miyim?’, ‘yeni şeyler öğrendiğini hissediyor musun?’ gibi sorular sormalıdır. Sürekli aynı soğuk ve sevimsiz ‘yap, git, çalış, uyu, kalk’ gibi emir cümleleri hem çocuğa anne-baba nazarında sevilmediği, değersiz olduğu duygusunu kazandırır hem de zamanla duyarsızlığa yol açar. Bu olumsuzluklar çocukta okula karşı isteksizliğe ve anne-baba ile iletişimsizliğe neden olur. Ders çalışmaya zorlanan her çocuk akademik açıdan belirli bir performans gösterir ama başarı sadece akademik değildir. Sosyal ve kendini gerçekleştirme başarısı da düşünülmelidir. Bu ihmal edilirse, okul sonrası hayatında insan ilişkilerinde, meslek hayatında mutsuzluk ve tükenmişlik ortaya çıkabilir.”
Ödev yapmıyor! diye şikâyet eden anne babaların da bitirmesi gereken ödevler var!
Birçok aile için ortak nokta çocukların ev ödevlerine karşı gösterdikleri dirençtir. Aileler suçu genelde çocukta bulur. Ama başarılı bir eğitim hayatı için anne-babaların da yapması gereken ev ödevleri olduğunu hiç düşündünüz mü?
Eğitim hayatının vazgeçilmez ögesi olan “ev ödevi” birçok öğrenci için kâbus niteliğinde olabiliyor. Okula ve derslere ısınamamış, sorumluluğunun farkında olamayan çocuklar ödevlerini aksatıp, ders çalışma tempolarını düşürebiliyor. Ancak buna karşılık anne ve babalar bu sorunu aşabilmek için pedagojiyle bağdaşmayan çeşitli yöntemlere başvurabiliyor. Ev ödevleri çocuklara öz disiplini, sorumluluk duygusunu, ders çalışma alışkanlığını kazandırmak ve öğrendiklerini pekiştirmek amacıyla veriliyor. Ev ödevleri, öğrenci ile anne ve babası arasında iletişime sebep olan bir metottur. Eve getirilen her ödev bir sürü soru, kargaşa ve olumsuz duyguyu da beraberinde getirebilir ve bunlar sizinle çocuğunuz arasında problem çıkmasına neden olabilir. Çocuklara, sınıfta eğitim ve öğretim adına öğretilenler kuramsal olarak kazanım sağlasa da evde bunların uygulamaya geçilmesi ve alışkanlık haline gelmesi adına anne ve babaya da görevler düşmektedir.
Anne-babalar düzenli aralıklarla öğretmenler ile görüşerek, ev ödevleri hakkındaki tutum ve beklentilerinin nasıl olması gerektiğini, çocuklarına ev ödevlerinde nasıl yardımcı olacaklarını öğrenmeli.
Çocuğunuzun ders çalışmasına veya ev ödevini yapmamasına sebep olabilecek olumsuz ortamların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Çocuğunuzun rahat çalışabileceği bir odası ve odasında dikkatini dağıtmayacak bir ortamın sağlanması, çalışması için gerekli araç-gerecinin olması, odanın ısısının ve aydınlatmasının yeterli olması ödevlerini yapılmasını kolaylaştıracaktır. Çocuğunuzun ders çalışmasına ve ödev yapmasına engel olabilecek televizyon, internet, müzik, arkadaş grubu, telefon vb. etmenler çalışmaya ve ödevlerin yapmasına engel olabilir. Ama çocuğun sosyal gelişimi adına faydalı olsa da bunlara ayıracağı zaman çocukla birlikte planlanmalı ama tamamen ortadan kaldırılmamalı.
Eğer çocuğunuzun bir odası yoksa, evin bir yerinin ders çalışma köşesi olarak oluşturulması ve bu yerinin sabitleştirilmesi çocuğunuza sunulabilecek alternatif olarak değerlendirilebilir. Çocuğunuzla dersini çalışması ve ödevini yapması adına zamanının planlaması yapılmalı ve televizyon seyretmeye, internet, arkadaş gruplarıyla olmaya ve benzer sosyal faaliyetler de hazırlanan bu planlamanın içinde yer almalı.
Anne ve babaların aşırı derecede denetleyici, baskıcı, sürekli uyarıcı ve cezalandırıcı oluşu çocukların ödevlerden hoşlanmamasına sebep olur. Yardım istediği anda çocuğunuzun yanında olduğunuzu hissettirmeniz ödev yapma ve ders çalışma ile ilgili oluşabilecek birçok problemleri ilk baştan çözecektir. Ayrıca çocuğun ödevini bitirince takdir edilmesi öz güven ve öz disiplininin gelişmesini sağlayacaktır.


Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009
Dört şıktan oluşan her sorunun bir doğru cevabı, bir çeldiricisi iki tanede kendi içinde doğru fakat kesinlikle cevap olamayan şıkkı vardır.
Deneme sınavlarından bağımsız olarak çözdüğünüz konu testlerinde psikolojik olarak daha rahat olursunuz. Bu yüzden soruları yanıtlarken çok emin olmasanız bile şıklardan birini işaretleme cesaretini gösterirsiniz. Fakat sizleri OKS’ye asıl hazırlayan sorular, çözdüğünüz konu testleridir. Bu nedenle öncelikle işlemediğiniz konuların testlerini önceden kesinlikle çözmeyin. Eğer konu hakkında geniş bilgiye sahip değilseniz iyice öğrendikten sonra konu testini çözün.
Konu testlerini çözerken soru köklerini dikkatle okuyup, yönlendirmeleri iyi takip edin. Çözmeye başladığınız konu testini mutlaka tamamlayın. Yanlışlarınızı doğrulardan ayırt edip, yanlışlarınıza hemen yoğunlaşın. Çünkü yanlışlarınızı biriktirip ileride halletmeyi düşünmeniz, bir süre sonra sorumluluklarınızı artırır. Bu nedenle yaptığınız hataları sıcağı sıcağına görmeli ve çözüm yollarını öğrenmelisiniz.
Eğer çözdüğünüz testleri OKS’den önce bir kez daha çözmeyi düşünürseniz, şimdiden çözerken testleriniz üzerinde çok karalama yapmayın. Hatta cevapları testin üzerine değil de, sayfa kenarına yapın. Böylece ileride bu soruları bir kez daha çözüp, katettiğiniz mesafeyi görürsünüz.
Konu testi çözerken, kesinlikle ders ayırt etmeyin. Her dersin konu testi OKS’den yüksek puanlar almanız için kendi içinde çok önemlidir. Puan değerine bakmadan gerçek sınavda da mutlaka bütün derslerin testlerini çözmelisiniz. Çözeceğiniz testlerdeki bütün sorular OKS tarzında olmayacaktır. Bu durumda da kesinlikle soru ayırt etmeyin. Çünkü çözeceğiniz her soru tipi sizi daha da geliştirecektir.
Dört şıktan oluşan her sorunun bir doğru cevabı, bir çeldiricisi iki tanede kendi içinde doğru fakat kesinlikle cevap olamayan şıkkı vardır. Bu nedenle test sorularını çözerken, okumaya soru kökünden başlamalısınız. Soru sonlarındaki değildir. Olamaz gibi ifadelere dikkat etmelisiniz.
Sonuç olarak test sorularını çözerken;
İşlemediniz konuların testini çözmeyin.
Öğrendiğiniz konu ile ilgili bol bol test çözün.
Yeni öğrendiğiniz konuların testlerini kolay olandan zor olana doğru çözün.
Soru köklerini çok iyi okuyup, soruda ne istenildiğini iyice anlayın.
Soru köklerini okurken olumlu ve olumsuz bildirimlere dikkat edin.
Ders ayırt etmeksizin bütün derslerin konu testlerini çözün.
Deneme Sınavlarında bunlara dikkat edin;
Deneme sınavları sizin kendinizi değerlendirdiğiniz bir alandır. Eksiklerinizi ve yeterliliklerinizi, sınava giren diğer öğrencilere kıyasla durumunuzu göreceğiniz bir sınavdır. Bu nedenle deneme sınavlarını çok önemsemeli ve gereken dikkati göstererek çözmelisiniz.
Deneme sınavlarında öncelikle zamanı etkili kullanmayı öğrenmelisiniz. OKS’ de her soruya ortalama bir dakika süre ayırmalısınız.
Eğer her soruyu verilen bir dakikada çözerseniz kalan dakikalarda cevaplarınızı kontrol edebilirsiniz. Denemelerde zamanınızın yetip yetmediğine dikkat edin. Hangi derse daha fazla zaman ayırıyorsunuz? Hangi tip sorular sizi zorluyor? Dikkat edin.
Deneme sınavlarında testlerin çözüm sırası öğrenciden öğrenciye değişiklik göstermektedir. Önemli olan kendinize uygun sıralamayı bulmanızdır. Girdiğiniz her denemede farklı sıralar izlerseniz, gerçek sınavda karmaşa yaşayabilirsiniz. Bu nedenle kendinize uygun ideal bir test çözüm sıra belirleyin ve sınava kadar o sıraya uygun hareket edin.
Deneme sınavlarında çok etkili bir yol olan Turlama Tekniğini kullanmaya gayret edin. Bu yöntem zamanı etkili kullanmanızı sağlar. Tekniği şöyle uygulayabilirsiniz, “Yanıtlamaya en başarılı olduğunuz dersin sorularından başlayın. Böylece bu testi doğru çözerek moral kazanmış olacaksınız. Her testte aynı zorluk ya da aynı kolaylık dercesine sahip sorular bulunmaz. Turlama tekniği kullanarak zor olduğunu gördüğünüz soruları boş bırakın. Bazı soruların cevabını çok iyi bildiğiniz halde o anda hatırlamayabilirsiniz. Bu soruları işaretleyerek geri dönmek üzere boş bırakın. Geri dönüşler yaptığınızda size mantıklı gelen şıkkı işaretleyebilirsiniz. II. turda, yine kendinizi en başarılı bulduğunuz dersten başlayın. Hiçbir fikrinizin olmadığı soruları tekrar okumayın. Zamanınız kalırsa tekrar dönersiniz. Cevaplayabildiğiniz tüm soruları bittikten sonra kitapçığınızı bir kez daha kontrol edin. Zorlandığınız soruları bir kez daha bakın.
Genel Tavsiyeler
Hiçbir soruya önyargıyla yaklaşmayın. Tüm soruları okuyun ve çözmeye çalışın.
Soru köklerine dikkat edin “değildir”, “olamaz”, “yanlıştır” gibi ifadeleri gözden kaçırmayın.
Zor sorulara geldiğinizde üzerinde fazla vakit kaybetmeyin. Fakat bazen zor ve karmaşık görünen soruların cevaplarının çok basit olabileceğini de unutmayın.
Bazı sorularda, soruda verilenlerden cevaba gidemiyorsanız, şıkları kullanarak cevaba ulaşmaya çalışın.
Cevaplarınızı optik forma geçirirken, bu işlemi soruyu çözdükten hemen sonra yapın. Kitapçığın üzerine yaptıktan sonra cevap anahtarına geçirirken kaydırma yapma ihtimaliniz çok yüksektir.
Bütün şıkları okumadan cevabı işaretlemeyin. Daha doğru bir cevap diğer şıklarda olabilir.
Her testte cevaplayamayacağınız kadar zor olan sorular bulunabilir. Bu tip soruların moralinizi bozmasına izin vermeyin.
Kısa sorular kolay, uzun sorular zordur önyargısıyla soruya yaklaşmayın.
Cevaplandırma işleminiz bittikten sonra işaretleme esnasında kaydırma yapmış olma ihtimaline karşı cevaplarınız bir kez daha kontrol edin.


Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009

Aksiyon’a konuşan ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, bazı fakültelere sınavsız girilebileceğini söylüyor. Yarımağan, meslek liselerinin katsayı dezavantajını ortadan kaldıracak yeni sistemle ilgili önemli bilgiler veriyor.
26 Ocak 2009 tarihinde yayınlanan Haftalık Aksiyon Dergisinin 738. sayısında Tuncer Çetinkaya’nın özel röportajı aşağıdaki gibidir.
Aksiyon’a konuşan ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, bazı fakültelere sınavsız girilebileceğini söylüyor. Yarımağan, meslek liselerinin katsayı dezavantajını ortadan kaldıracak yeni sistemle ilgili önemli bilgiler veriyor.
Türkiye’de her yıl yüz binlerce öğrenci ÖSS kâbusu görüyor. Yılların ihmali, üniversite sayısının azlığı, kontenjanların yetersizliği, öğrencilerin meslek yerine akademiye yönlendirilmesi, ailelerin bilinçsizliği, vesaire. Neye sayarsanız sayın neticede üniversite kapısına yığılmış milyonlarca genç hayal dünyasında yaşıyor. Milyarlarca lira para, onca emek ve zaman harcanıyor. ÖSS sonrasında kimileri hüsrana uğruyor, bazıları da talih kuşunun başına konduğunu düşünüyor. ÖSS sisteminde şimdi yine bir değişiklik gündemde. Milyonlarca öğrencinin kaderini etkileyecek sınav sisteminde yapılmak istenen yenilikleri en yetkili isme, ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’a sorduk.
Yeni sınav sistemine ‘İngiliz modeli’ diyenler var. Doğru mu?
Tam aynı değil, İngiliz modeli değil. Çünkü orada lise ile üniversite arasında bir kademe var. Bizim eğitim sistemimiz onlarınkine tam benzemiyor ama benzerlik kurmak istediğinizde bütün ülkelerden bir şeyler bulabilirsiniz. Bizim önerdiğimiz sistem, şu an uygulanan sistemin geliştirilmiş hâli. Bir kere ilke olarak lise müfredatından sorular yöneltilmesi, daha doğrusu üniversite eğitiminin temelini teşkil eden temel birtakım derslerle ilgili birtakım bilgilerin ölçülmesini doğru buluyoruz.


Yazar: kojiro hyuiga Tarih: 24 Kas 2009

14 Kasım 2009 Cumartesi günü yapılan 2009-2010 Öğretim yılı 1. dönem sınavlarının soru ve cevapları sınavdan sonra sitemizde yayınlanacaktır. MEB en erken Soruları sınavdan sonraki Pazartesi günü yayınlıyor.
